Gişe hasılatları artarken, Los Angeles’ın Alex ve Cinerama Dome gibi sinema salonları kelimenin tam anlamıyla küllerinden doğuyor.
Kaliforniya’daki Glendale kentinin tarihi sinema salonu Alex, şimdilerde yeniden vizyon filmlerine ev sahipliği yapıyor. Tam tamına 35 yıldır, yani 1991’de Terminator 2: Judgment Day’in (Terminatör 2: Mahşer Günü) izleyiciyle buluşmasından bu yana, salonda hiç yeni film gösterilmemişti. Vaktiyle Walt Disney’in çizgi filmlerinin test gösterimlerini yaptığı salonun sanat yönetmeni Miles Williams, geçtiğimiz sene 100. yıl kutlamaları vesilesiyle Alex’e 500.000 dolarlık bir yatırım yaparak salonu son teknoloji gösterimler için uygun hale getirdi. 900 kişilik salonda Christopher Nolan’ın The Odyssey’i 70 mm formatında her gün üç ayrı seansta izleyiciyle buluştu. Filmin bu formatıyla ABD’de en yüksek gişe hasılatına ulaştığı sinema da Alex oldu.
“Bu bir yeniden canlandırma projesi,” diyor deneyimli bir canlı performans küratörü ve organizatör olan Williams. Los Angeles şehir merkezindeki Ace ve Orpheum salonlarının programlarını hazırlayan ve popüler bir klasik film serisi olan Last Remaining Seats kapsamında L.A. Conservancy ile birlikte çalışan Williams, Alex’in teknik altyapısının yenilenmesi için Taylor Umphenour’u projeye dahil etti. Sinema teknolojileri firması Film Leader’ın kurucusu olan Umphenour, aynı zamanda Nolan filmlerinin günlük çekim görüntüleri (dailies) üzerinde de çalışmış bir isim. Alex’in parterindeki pencereli yeni projeksiyon odasının inşasını yöneten de o. “Filmlerin yapım süreçlerinin son aşamasında rol oynayan kişiyi görmenize olanak tanıyor,” diyor Williams projeksiyon odası hakkında.
Alex’in dopdolu etkinlik programında artık düzenli film gösterimleri de yer alacak. Büyük stüdyo filmlerinin özel gösterimleri de buna dahil. “Burada yeniden film izleyebildikleri için çok duygulanan insanlarla karşılaşıyorum,” diyor Williams. “Kültürel açıdan baktığımızda, böyle bir şeye tanık olmak inanılmaz. Geçen akşam bir kadın mutluluktan ağladı,” diye ekliyor Umphenour.
Alex’teki gelişmeler, Los Angeles sinema sektöründe son yıllarda yaşanan daha geniş çaplı canlanmanın bir parçası. Gişe rekortmeni yapımların gösterildiği dev sinemalardan sanat filmleri odaklı salonlara uzanan bir hareketlilikten söz etmek mümkün. Bu durum, pandemiden bu yana sinema sektörünün düşüşte olduğu fikriyle de çelişiyor. Gerçi 2026’nın gişe hasılatlarına bakıldığında, bu fikrin çoktan geçerliliğini yitirdiği bile söylenebilir. The Odyssey ve Spider-Man: Brand New Day (Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün) sayesinde Ağustos ayının ilk hafta sonu, gişe başarısı açısından tarihe geçti.
Söz konusu hareketlilik, stüdyolara da yansıyor. Sony’nin Cinerama Dome’u restore edip hemen yanı başındaki ArcLight Hollywood’u sinema zinciri Alamo Drafthouse ile birlikte yeniden faaliyete geçirmeyi planlaması, Amazon’un Culver Theatre’ı kiralaması; Netflix’in ise Hollywood’daki Egyptian Theatre’ı satın alıp Pacific Palisades’teki Bay Theatre’ın işletmesine ortak olması buna iyi bir örnek. (Ocak 2025’te çıkan yangın sonrasında kapanan Bay Theatre, Ağustos 2026’da yeniden kapılarını açtı. Salon böylelikle Netflix’in vizyona sokacağı Greta Gerwig filmi Narnia: The Magician’s Nephew’a yetişmiş olacak.) Bunların yanı sıra dikkat çeken bağımsız girişimler de yok değil: Westwood’daki Village Theatre’ın Jason Reitman öncülüğünde geri dönüşü, Quentin Tarantino’nun Los Feliz’deki Vista Theatre’ı devralması, Kristen Stewart’ın Highland Theatre’ı yeniden hayata geçirmek amacıyla yürüttüğü çalışmalar ve kâr amacı gütmeyen kült video kiralama mağazası Vidiots’ın Eagle Rock’ta film gösterimlerine yönelmesi gibi.
Vidiots’un genel müdürü Maggie Mackay, “Ne zaman bir sinema salonu açılsa ya da hayata döndürülse, sanki bir mucize gerçekleşiyor,” diyor. “İzleyici sinemada film izleme deneyimini sevmekten asla vazgeçmedi. Sinema, doğası gereği geniş kitlelere hitap eden sosyal ve eğlenceli bir sanat dalı. Pandemi izleyicilerin tutkusunu ve ilgisini daha da artırdı.”
Sony Pictures’ın film bölümünün başındaki Tom Rothman da aynı fikirde: “Mesela aslında çok basit. Başkalarıyla birlikte eğlenmek çok keyifli. Broadway’in eğlenceli olmasının ya da Taylor Swift’in stadyum konserlerinin yok satmasının nedeni bu. İnsanlar sosyal varlıklar.” Rothman’a göre, sinema salonlarının Eyfel Kulesi konumundaki Dome’un yeniden hayata geçirilmesi için yatırım yapmaları, filmleri öncelikle sinema salonlarında izleyiciyle buluşturma konusundaki kararlılıklarının bir göstergesi.
Los Angeles Historic Theatre Foundation’ın genel müdürü Escott O. Norton, bölgedeki Hollywood çalışanlarının, sinema salonları için önemli bir destekçi kitlesi oluşturduğuna dikkat çekiyor. “Ülkenin bu bölgesinde sinema tutkunu bir izleyici kitlesine sahip olmamız gerçekten eşsiz bir durum.”
Ancak mevcut canlılıkta belki de her şeyden çok çevrimiçi toplulukların gayreti rol oynuyor. Zira bu toplulukların sosyal dinamikleri, üyelerini tutkulu ve bilinçli birer izleyici olmaya teşvik ediyor. Westwood’daki Bruin Theater’ı yakında yeniden faaliyete geçirmeyi planlayan bağımsız sinema işletmecisi Rui Pereira, “Letterboxd’ın bu konuda çok faydası var,” diyor.
Academy Museum of Motion Pictures’ın film programı direktörü olarak beş yıllık bir geçmişe sahip sinema salonu David Geffen Theatre’ı yöneten K.J. Relth-Miller, “Criterion ve MUBI gibi butik yayın platformları keşif merakını körüklüyor,” diyor ve bunun farklı türlerde filmlerin gösterilmesi için olumlu bir geri bildirim döngüsü yarattığını belirtiyor. “Haftanın birkaç gününde salonu tamamen dolduruyoruz. Klasiklerden az bilinen değerli yapımlara ve 30 yıl öncesinin unutulmuş filmlerinin yepyeni restorasyonlarına uzanan geniş bir seçki sunuyoruz,” diyor.
Alex ekibi de yeni ve hevesli izleyici kitlesinde büyük bir artışa tanıklık ediyor. Williams, sahne önünde durup klasik mimariden esinlenen salona bakarken, “İnsanlar geldiklerinde sık sık buranın perili olup olmadığını soruyor,” diyor düşünceli bir ifadeyle. “Ben de onlara, burada zaman geçirmiş herkesin anılarıyla dolu olduğunu söylüyorum.” Hemen yanındaki Umphenour ise günün ilk The Odyssey gösterimi için seyircilerin yerleşmekte olduğu koltukları işaret ediyor. Tam o sırada yeni ses sisteminden filmin giriş müziği yükseliyor: “Artık burası izleyicilerin mekanı,” diyor. “Buraya onlar hayat veriyor.”
Bu yazı ilk olarak The Hollywood Reporter’da yayımlanmıştır.